Bu yazımızda mizahın mahiyeti, toplumu dönüştürmesi, dijitalleşmesi, kamusal yaşamda sürekli yer alması, yaygınlaşması, olumlu ve olumsuz mizah tarzlarının dini yönelim üzerindeki etkisi ele alınacaktır
Mizah; içtimaî olayların, kültürlerin, değerlerin hiciv ve alay yoluyla güldürmesi bakımından toplumu yansıtan aynalardan biridir. Dolayısıyla mizahın toplumsal manada bir karşılığı olmalıdır. Nitekim tek başına ağlayan birini gördüğümüzde normal karşılarız ancak tek başına gülen biriyle karşılaştığımız vakit deli deriz. Bu bağlamda mizah, bireyler arası etkileşimin bir ürünüdür. Mizahı ve mizahçıyı besleyen, yön ve açı tayin eden; toplumsal karşılığının olmasıdır(Özpınar, 2022)
Toplumdan neşet ettiği rahatlıkla söylenebilen mizah, yine topluma seslenir. Bu seslenişintarihi serencamına göz attığımızda; etkisi ve değiştirme gücünün farklılıklar arz ettiğini görürüz. Mizah ile kitle iletişim araçları arasında sıkı bir ilişki olduğu gerçeği vardır. Kitle iletişim araçlarının toplumun nesnesinden çıkarak biçimlendirici ve yönlendirici bir hâl aldığı vakitlerle paralel, mizahın da rolü değişmiştir. Başka bir ifadeyle mizah meful(eylenen) iken aynı zamanda fail(eyleyen) olmuştur.
Mizahın topluma tesir ettiği doğrudur lakin bunun düzeyi nedir? Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasından önce dikkate değer bir şekilde dönüştürdüğünü düşünmüyorum. Mizah, bir yazım türü olarak ilk başlarda basılı mizaha ve karikatüre has dergiler vesilesiyle neşredilmekteydi. Bu dergiler aylık veya haftalık çıkar; siyasal olayları, dikkat çekici haberleri karikatürize ederek ya bir fikir telkin etmeyi ya da toplumu sakinleştirmeyi, yumuşatmayı amaç ediniyorlardı. Böyle bir takım dergiler hâlâ mevcuttur; ancak dijitalleşme ile beraber bazıları dijital platformlara geçmiş, bazıları da kapanmak durumunda kalmışlardır(Yeniceler ve Karadağ, 2019,s. 103)
Ancak bugün gelinen nokta, mizahın ve mizahçının mahiyetini değiştirmiştir. Aslında artık bir mizah zümresinden söz etmek zordur zira artık sosyal medya kullanıcılarının çoğunluğu mizaha iştirak etmiştir. Mizah artık çevresini oldukça genişletmiş, kullanıcılara çoğuna pay vermiştir. Yapılan araştırmalarda sosyal medya kullanıcılarının çoğunluğu eğlence temalı videolar izlemektedir.(Oku ve Temel, 2025, s. 672) Bu, platformdan platforma değişmekle beraber genele vurduğumuzda sonuç zikrettiğimiz gibi çıkacaktır. Neredeyse mizahın karışmadığı yer yoktur.
Bunun iyi bir netice olup olmadığı konusunu vuzuha kavuşturmak için bir yol daha açalım: Mizah tarzları. Olumlu ve olumsuz diye ikiye ayrılan mizah tarzları; kendini geliştirici(selfenhancing), katılımcı(affillative), kendini yıkıcı(self-defeating) ve saldırgan(aggressive) olarak ilk ikisi olumluya, son ikisi de olumsuz mizah tarzlarına dahil edilmektedir. Kendini geliştirici mizah; zor durumlarda sıkıntıların üstesinden gelebilme, uyumsuzluklara karşı iyileştirici bir anlam ifade eder. Katılımcı mizah; kişinin sosyal ilişkilerini güçlendiren, diğer insanların incinmediği mizah türüdür; hem güler hem güldürür. Kendini yıkıcı mizah ise kişinin aşağılanması uğruna şakalar yapan kişilerin dertlerini defetmesi için başvurduğu mizah türüdür; burada kendine karşı yapılan aşağılayıcı şakalara da duyarsızdır. Son olarak da saldırgan mizah tarzı; kişinin tahakküm kurma isteğiyle alaycı ve onur kırıcı bir tarzda yapılan mizah türüdür. Burada muhatap kitlesinin ne düşündüğü dikkate alınmaz. (Emre, 2022, s. 234-235)
Tüm bu mizah tarzları çerçevesinde ampirik çalışmalar ve psikologların beyanı; olumlu mizahın sorunlarla başa çıkmayla ilişkisinin pozitif, olumsuzun da negatif olarak tespit edildiğidir(Dursun, Güreşen, Sözer, Şakiroğlu ve Yortan, 2020). Öte yandan Amerika’daki öğrencilerle yapılan bir araştırmada; mizahın genel uyumla ilişkisinin olmadığı, hatta akademik uyumla negatif ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada öğrenciler; yüksek düzeyde zorlayıcı akademik taleplerle karşılaştığında mizahı işlevsel olmayan bir kaçınma stratejisi olarak kullanmakta ve mizah, meseleyi çözmekten ziyade sadece göz önünden kaldırarak öğrenciyi teselli etmektedir. Burada stresin kaynağı göz ardı edilerek dalga geçmekle yetinilmektedir(Tuna, 2008)
Günümüzde ise sadece üniversite öğrencilerinin zorlukları değil; toplumun hemen hemen her kesiminin zorlukları mizah diliyle sosyal medyada kendine yer bulabilir. Psikologlar, mizahı ustaca kullananların zekâsının diğerlerine göre daha üst düzeyde olduğunu söylüyorlar. Bu muhakkak doğrudur; ancak günümüzde mizahın çıkış kaynağı -daha başka bir ifadeyle esprilerin, şakaların kendine kıymet bulduğu yer- kamusal alan değil sosyal medyadır. Ne kadar ilhamı toplum olsa da sorunlar mizahî bir şekilde sosyal medyada oluşmakta, sonrasında topluma öyle aksetmektedir. Dolayısıyla birileri “üstün zekâsıyla” mizahı yapıyor, diğer kullanıcılar da onu alıp kullanarak sahte bir itibarın peşinden koşuyor. Sosyal medyadaki mizah sayfalarının ya da yorumu mizahla dolduranların çoğunluğundan hazır kalıp şakaları alırsak mesele anlaşılmış olur. Sosyal medya caps’lerini, dizi/film repliklerini kullanmadan güldürebilecek insanların psikologların taltifine mazhar olduğu söylenebilir.
Tüm bunlarla birlikte mizahın bu denli topluma yayılmış olması, capslere başvurmadan sosyalleşen insanların azlığı, bize bunun bir “ifrat hâli” olduğunu gösterir. Bunun da doğurduğu bir takım problemler vardır. Bunlardan birisi; anlatacağınız her meramınızda kavramlar, beyitler, atasözleri yerine hazır mizah kalıplarına konmanızdır. Bunun düşünsel faaliyete bir darbe vurduğunu herkes kabul etmeli. İnsan düşüncesi kelimelerinden müteşekkilse ve bahsettiğimiz mizah kalıpları haysiyet sahibi kelimelerin, ıstılahların yerine geçiyorsa bunun düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Fikirleri ve duyguları sınırlayıcı bir odaya kapatan bu kalıplar, kıyıdan kopup açılmamıza engel teşkil eder. Kıyılarda dolaşanlar küçük balıklarla iktifa etmek zorundadırlar ki onlara olta sahibi herkes ulaşabilir.
Mizahın “ifrat hâlinin” doğurduğu bir diğer problem de kıymetli olanlarımızın “kıymetsizleşmesidir.” Çoğu insan saldırgan mizahın dine yönelik tutumunu tenkit eder; hatta bu tutum hakkında birtakım ayetler okur, Efendimizin ve ulemanın sözlerinden onların büyük bir cürüm işlediklerini söylerler. Şayet tahrif ve tahkir ifade ediyorsa bunun küfür olduğunu söylerler; biz de elbette böyle düşünüyoruz.
“Kendilerine niçin alay ettiklerini sorsan, mutlaka: “Biz öylesine lafa dalmış, eğleşiyorduk!” derler. De ki: “Demek siz Allah ile, O’nun âyetleriyle ve O’nun Rasûlüyle eğleniyorsunuz, öyle mi?” (Tevbe Suresi 65. Ayet)
Lakin bizim değinmek istediğimiz nokta itikada taalluk etmeyen meselelerde. Müslümanlar arasında mizahın ifrat hâli, dini sınırları ihlal etmese bile sınırlar içerisindeki derin manaları ve güzellikleri örtmektedir. Konuştuğumuz çoğu mevzuyu sosyal medyada, dizi ve filmlerde gördüğümüz bir ifadeyle, replikle açıklamak; şakaya vurmak, deruni anlamları ıskalamamıza sebep olur. Istılahî bir lisanla müzakere yapmanın önüne set çeker. Üzerinde saatlerin ayrılıp tefekkür edilmesi gereken meseleler mizahi bir dille konuşulursa hakikatin künhüne vakıf olunmaz.
Bunun yanı sıra çok kıymetli ilim alanlarımız zâhiren olmasa da bâtınen kıymetsizleşir. Cevizin içini boşaltıp kabuğuyla uğraşmak gibi… Hikmeti bulabilmek için pak bir zihin gerekir. Attığımız kovayla kuyudan suyu çıkarmak üzereyken yapılan bir şaka, atılan bir kahkaha işi berbat edebilir. Gözyaşı dökülecek olan ya da öfkelenilmesi gereken meseleler bir mizahla süflileşir. Kimseden gün boyu gülüp güldürdükten sonra geceleri ağlamasını bekleyemeyiz. Sürekli komik olmaya çalışan birinden çıkan hikmetli söze de itibar edilmez olur artık. Bilhassa ilim ehlinin bu konuda ihtiyatla davranması gerekir; bizim de duamız budur.
Doğacak olan problemlerden biri de sürekli mizahın kişinin izzetini yok ettiği ve vakarını yıktığıdır. Hz. Ömer’in bu konudaki sözü meşhurdur:
Tüm anlattıklarımızdan anlaşılması gereken; mizahın ne tam iyi ne de tam kötü olduğudur. İfratında sıkıntılar yaşandığı gibi tefritinde de istenmeyen şeyler vardır. Toplumda dikkat çeken ifratı olduğu için üzerinde durduk. O hâlde şimdi ise mizahın ölçüsünü öğrenmek için hadis-i şeriflere ve ulemanın beyanına bakalım.
İslam âlimlerine göre mizah konusunda insanlar üç sınıftır:
1. Mizahla ömrünü geçirenler.
2. Şakalaşmayı sevmeyen, neredeyse hiç latife yapmayanlar.
3. Orta yollu davranarak duruma göre şaka yapan ya da ciddi olanlar. (Malay, 2017)
Resulullah’ın hayatına bakıldığında bize öğrettiği, üçüncü sınıftan olmamızdır. O bize mizaha yalan karışması hususunda şöyle ikaz etmiştir: “Yazıklar olsun! Yazıklar olsun! Yazıklar olsun! Başkalarını güldürmek için yalan söyleyen kimseye.”(Tırmizi, Zühd, 10, Ebu Davud, Edeb 88)Bir Müslümanın güldürmek maksadıyla kusur ve ayıplarla istihza etmesi caiz değildir“Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.” ( Hucurat Suresi 11. Ayet )Çok fazla gülmek de aynı zamanda mezmumdur.“Az gül. Çünkü çok gülmek kalbi öldürür (katılaştırır).” (Tırmızi, Zühd 2)Tavsiye edilen asık suratlı olmak değil bilakis mütebessim bir çehreye sahip olmaktır.“(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır.”( Tırmizi, Birr 36 )İmam Gazali mizahın aslen zemmedilen bir şey olduğu ancak bazı istisnaları olduğunu söyler. Bunun üzerine kendisine gelebilecek olan “Resul-i Ekrem’in ve ashabının şakalaştığı malum olduğu halde bunu afet olarak nasıl nitelersin?” itirazına önceden cevap verir. Olduğu gibi iktibas ediyorum:
“Sen de şaka sohbetlerinde Resul-i Ekrem ve ashabı gibi yalnızca hakkı söylemeye muktedirsen, kimsenin kalbini kırmazsan, ifrata varmaz ve bu esaslar dahilinde ara sıra şakalaşırsan, senin için de şakacılıkta beis yoktur. Fakat şakacılığı meslek haline getirmek, ona devam edip aşırı gitmek, sonra da Resul-i Ekrem’in işidir diye ona sarılmak büyük bir gafleet ve yanlışlık olur. Bu bütün gün zenciler arasında dolaşıp onların oyunlarını seyreden kimsenin, Resul-i Ekrem’in bir bayram günü kısa bir müddet Hz. Ayşe’nin zencilerin oyunlarını seyretmesine müsaade ettiğini delil olarak göstermeye benzer. Bu ise hatadır. Zira ısrar sebebiyle bazı küçük günahlar büyük günaha döndükleri gibi, mubahlardan da devam sebebiyle günah olmaya intikal edenleri olduğunu unutmamak icap eder.”(Gazali, 2023, Cilt 5, s. 346-347)
Bu örneklerle günümüz mizah durumu mukayese edildiği halde doğru açığa çıkacaktır. Allahtan bizi mutedil olanlardan eylemesini niyaz ederim. -Harun Erişmiş
Görsel: @menserli.studio
KAYNAKÇA
-Emre, Y. (2022). Mizah tarzlarının dinî yönelim üzerindeki etkisi. Antakiyat.
-Malay, . C (2017, Nisan ).https://nebevihayatdergisi.com/rasulullah-sallallahu-aleyhi-vesellemin-mizah-saka-anlayisi/.
-Oku, H. C., & Temel, F. (2025). Rıza üretimi çerçevesinde Z kuşağı ve sosyal medya etkileşimi. Erciyes Akademi.
-Özpınar, A. (2022). Mizah, sosyoloji ve toplumsal gündem. Sosyoloji Notları.
-Sözer, Ö. T., Öztürk Dursun, S., Yortan, N., Güreşen, Ü., & Şakiroğlu, M. (2020). Kişilik özellikleri, mizah tarzları ve üniversiteye uyum arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler: Mizah tarzlarının aracı rolü. Psikoloji Çalışmaları.
-Tuna, M. E. (2003). Cross-cultural differences in coping strategies as predictors of university adjustment of Turkish and U.S. students. Middle East Technical University.
-Yeniceler, İ., & Karadağ, G. H. (2019). Dijitalleşmeyle birlikte mizah yayıncılığının dönüşümü. e-Journal of New Media.


Kalemine ve emeğine sağlık
yazı ve argümanlar anlaşılır ve akıcı bir dille işlenmiş, emeğinize sağlık
Maşallah, konu incelikleriyle ne güzel anlatılmış.👏🏻